Geçmiş yıllarda Türk Halk Müziği ve Folklor dünyasında önemli çalışmaların kaynağı olmuş ve folklor derneklerinin temelleri buradan çıkmış olan çok önemli bir derneğin içinde 1968 yılından beri bulunmak, benim için çok önemli bir onur kaynağını olmuştur. Günümüz ve gelecekte de daha güçlü olabilmemiz için geçmişte yapılan çalışmaları bilmek gibi bir zorunluluğumuz vardır. Şimdi yapılan çalışmaların yeterli veya yetersiz olduğu gibi bir kararı verebilmek için, yapılan diğer çalışmalarla mukayese etmemiz gerekir. Folklor Kurumu, özellikle içinde bulunduğum halk müziği bölümünü eleştirmek istersem, maalesef çok yetersiz ve zayıf olduğu tartışılmayacak kadar kesindir. Kurumda eskiden görev almış değerli kişilerin tekrar konuyu ele almak gibi bir zorunluluğu vardır. Orada eskisi gibi güçlü bir halk müziği grubu ve okulunu yönetmeye ihtiyaç vardır. Konserlerde görmek istemediğimiz detone seslerle, kafadan sesler korosunu, Folklor Kurumu adı altında görmek istemiyor Folklor Kurumcular. Her yerde böyle konuşuluyor da yönetimden buna niye ses çıkmıyor. Daha önce sanat dünyasının en önemli merkezlerinde konserler verdiğimiz zaman seyirci olarak yer bulunamazdı. TRT Televizyonu sık sık konserlerimizi yayınlardı. Radyo ve Televizyonlar, kültür sanat programlarında 2007 Uluslararası Büyükçekmece Festivali tanıtımında hiç Folklor Kurumu adını duymadım. 3 Temmuz 2007 günü Büyükçekmece'de Kervansaray'da verilen Folklor Kurumu Türk Halk Müziği Grubu konserini utanarak izlemek durumunda kaldım. Adeta ezildim. Derhal bu koroyu hazırlayan kişiler, Folklor Kurumu'ndan özür dileyerek oradan ayrılmalıdırlar. Bu çalışmalarını başka yerde istediği gibi yapmalılar. Yöneticiler Folklor Kurumu Korosu'nun bu kadar kötü olduğunu biliyorlar. Aynı tarihte yapılan Uluslararası Büyükçekmece Festivali'nin asıl programına koymuyorlar. Bu koroya da aynı tarihlerde Kervansaray'da konser verdiriyorlar. Kafadan sesler korosunu kimse festivale almaz ama, yine festival zamanı niçin Kervansaray'da Folklor Kurumu adı ile konser verdirip Kurumu aşağılıyorsunuz. Bu hata yalnız bu yıl yapılmıyor. Kaç yıldır durum böyle.
Son yıllarda halk müziği grubuna katkıda bulunmak istediğimde, benim katkı yapmamam için her türlü olumsuzlar yapılmıştır. Geçmiş yıllarda bir türkü radyosunda Türk Halk Müziği'nin anlatan ve sanat dünyasında önemli sayılan " Müzik Dosyası" adlı bir program hazırlıyordum. Yayına başlamadan önce Folklor Kurumu koro yöneticisine geldim, " hocam haftanın şu günü şöyle bir program yayına hazırladım. Kurumdaki arkadaşlarda takip etsin istiyorum. Çalışmanız yoksa o gün yayına vereyim" dedim. Oda bana o gün çalışmamız yok, istediğin gibi yayınlayabilirsin" dedi. Ben yayına başladım. Her hafta o gün o saate ders kondu ve arkadaşlar o yayını izleyemediler. Bu hareket bana karşı yapılmış bir durum değildir. Halk müziği grubunun son dönemindeki yönetim başa geçince, gruba alınan elemanların, müzik ve kültür yönünden yeterli donanıma sahip olamamalarından kaynaklanmaktadır. Folklor Kurumu lokaline giderim, sözüm ona ders yapıyorlar. Ders biter bitmez Folklor Kurumu'ndan kaçan kaçana. Orada herkesin bulunduğu zaman bulunayım diyorsunuz halbuki herkes gitmiş. Bizim dönemlerde ise herkes heyecanla derse gelirdi, birde dersten sonra zevk için yapılan türkü söyleme ve etkinliklere katılmanın ayrı bir heyecanını yaşardı. Ben kaç yıldır Folklor Kurumu'na uğrasam kimselerle oturup birliktelik yapamadım. Bu işin Türkçesi şu; Folklor Kurumu ruhu ortadan kalkmış. O ruhu yaşayan kişiler dernekten küstürülmüş ve uzaklaşmıştır.
Folklor Kurumunda yönetici iken ve yönetici değil iken her zaman orada kurum üyelerine bağlama ile eşlik eder, oranın canlanmasını sağlardım. Sonra dan bu ortam ortadan kalktı! Bende arkadaşların istekleri üzerine de çalışmalar yaptığım "Bakırköylü Sanatçılar Derneği BASAD'ta "Türkü Gecesi" yaparak kurum ve diğer yerlerdeki halk müziği severleri bir arada toplamak istedim. Şu anda "Türkü Gecesi" 4. yılı bitti. Sanat dünyasında çok büyük ilgi görmesine rağmen, Folklor Kurumu'ndan 2-3 kişi dışında kimse gelmemektedir. Türkü Gecesi'nin Kurum lokalinde duyurusunu yapmak için panoya yazı astım. Yöneticiler tarafından yırtılıp atıldı. ( Bu söz yönetim kurulunda önemli bir ismin dediği sözdür. (Bana şöyle dedi; Kuruma geldiğimde bu afişi görünce hemen yırttım ve attım). Dediler dilekçe ile baş vur. Dilekçe ile baş vurdum. Gelen yazıda Kurum dışında yapılan etkinlikleri panoya asmak yasak gibi bir gerekçe ile utanmadan yazdıkları bir yazı geldi. İnternet sayfamın Kurum'un linkler bölümünde yayınlanmasını istedim. Kurumla aynı işi yapan kişilerin linki yayınlanmazmış. Sanki ben Kurum'un rakibiyim. Sanki ben derneğim. Sanki ben ticari kuruluşum. Sanki ben dershane sahibiyim. Halk müziğini geniş kitlelere sevdirmek amaçlı Türkü Gecesine birde cebimden para harcıyorum. Bu etkinliğimin sanat dünyasında çok önemli bir yer tutması, birde etkinliğin düzeyli olması benim için en büyük onur. 1968 yılından beri içinde bulunduğum Folklor Kurumu ve başka yerdeki çalışmalarımda kültür sanata katkıda bulunmanın heyecanını duyduğum için, birde maaşımdan bir çok miktarı onların çalışmalarına harcadım. Benim mesleğim müzik öğretmeniyim, bağlama öğretmeniyim, koro öğretmeniyim. Bunları yapabilmem için yönetimden izin almam lazımmış. Bu izni bana 2 konservatuar bitirerek devlet vermiş. Ben onlardan ne izni alacağım. Hayatım, Türkiye'nin tanıdığı en önemli insanlarla müzik çalışmaları yapmakla, onlara bağlama çalmakla, onlarla kültür sanat çalışmaları yapmakla geçti. Folklor Kurumu bir balo yapardı. Bana gelirlerdi. "Celal hocam balomuz var, davetiye 100 milyon lira". Folklor Kurumu yurt dışına festivale gidecek; "Celal Hocam 700 dolar hazırla gidiyoruz. Birde bakıyorsunuz ki dışardan sazcılar tutulmuş bilmem kaç yüz dolar onlara para veriyorlar. Tutulanlarda birlikte çalışmalar yaptığım insanlar. Aramızdaki tek fark, benden para istenir, onlara para verilir. Onlarla devamlı yurt dışına çıkılır. Burada ilk kez açıklıyorum. 39 yıllık Folklor Kurumu yaşantımda bir kez bile Folklor Kurumu ile yurt dışına götürülmedim. Gidenler sanki paramı verdi! Yurt içi festivallerine bile çağrılmadım. Demediler ki Kuruma senin bu kadar çok katkın oldu. Bende bulunduğum o ortamda, her yerde olduğu gibi sevgi ve saygı isterim. Demediler; sen Folklor Kurumu'na yaşamını verdin. Demediler; Folklor Kurumu'na en çok emeği geçmiş insan sensin. Demediler; yetersizde olsa devletten aldığın maaşını Folklor Kurumu'nda harcadın. Demediler; çok eski yıllarda bazı insanlar Folklor Kurumu'na sadece üç beş ay gelmiş. Şimdi ise yıllardır el üstünde tutuluyor. Halbuki senin hayatın Folklor Kurumu'da geçti. Kurumla ilgili haber ve isimler geçtiği zaman, her ne hikmetse devamlı onların adı geçti, senin adın unutuldu. Yarışmalar düzenlediler, demediler ki bu işin en önemli uzmanlarından birisisin. Yarışma jürilerinde görmek istiyoruz. Ama bakıyorum ki yarışma jürilerinde öğrencilerimi görüyorum. Tabii öğrencilerimde ayrı bir keyif veriyor bana. i Demediler; Folklor Kurumu adını kullanıp ta ticari yaşamını kullanmadın ve karşı durdun. Folklor Kurumu'nda Folklor Kurumu ruhunu taşıyan insanlara ihtiyaç vardır.
Celal Yılmaz'ın sanat felsefesinde, kalitenin yüksekliği ve düzeyi çok önemlidir. Herkes türkü söyler ama, sen çalışma yapacaksan onlardan daha farklı ve çok çok üstte olmalısınız ki ilerleyebilesiniz. Herkes herkes bağlama çalar ama, sen çalışma yapacaksan onlardan daha farklı ve çok çok üstte çalmalısınız ki ki ilerleyebilesiniz. Herkes herkes fotoğraf çeker ama, sen çalışma yapacaksan onlardan daha farklı çalışarak, eğitim alarak, çok çok üstte olmalısınız ki ilerleyebilesiniz. Herkes bir işi yapar ama, sen o işi yapacaksan onlardan daha farklı ve çok çok üstte olmalısınız ki ilerleyebilesiniz.
Büyük bir gururla söyleyeyim ki sanat dünyası ve tüm tanıyanlar Celal Yılmaz'la ilgili şunu söylemektedir: Yaptığı her işte kalite arar. Karar vermeden önce iyi düşünür, karar verince de uygular. Bir fikri Celal Yılmaz söylemişse doğrudur. İki yüzlülükten nefret eder. Söyleyeceklerini yöneticilerin veya kişilerin arkasında söylemez. Yüzlerine karşı söyler ki bir anlamı olsun ve ona göre etkisini göstersin. Yaptığı işten önce kendisi memnun kalacak. Başkası iyide kendisi beğenene kadar o işe devam eder. Her zaman bilimselliği benimsemiştir. "Bana göre iki kere iki dört eder" demez. "İki kere iki dört eder" der. Madem belli konularda uzmanlık fonksiyonu varsa, o konularda "bana göre" lafından nefret eder. Milli Eğitim Müdürlüğü adına, okullararası Müzik yarışması düzenlediğinde elenen okul müdürlerinin yanına gelip "Hocam biz başaramadık ama dereceye girenlerin hakkı idi, çok kaliteli bir yarışma oldu. Teşekkür ederiz" demeleri büyük gurur. Milli Eğitim Müdürlüğünün taktirname vermeleri büyük gurur. Seyircilerin taktiri büyük gurur. Milli Eğitim dünyasında ilk kez tüm Türkiye çapında öğretmenler arası fotoğraf yarışması açmıştım. Türkiye'nin hemen her tarafından 220 civarında fotoğraf gelmişti. Sanat dünyasında ve basında olay olmuştu. Verilen takdirnameler büyük gurur. Lafı uzatmayayım. Zaten öz geçmiş ve ödüller menülerinde bunları görebilirsiniz.
Değerli Folklor Kurumu üyeleri. Umudum Folklor Kurumu daha ileriye gitmesidir. Yeter ki yapılan, yapılacak tüm eleştiriler yapıcı olsun. Hiç bir zaman yıkıcı anlamda eleştirmeyelim. Eleştirilerim olumsuz olabilir ama yapıcıdır.
Değerli sanatseverleri Folklor Kurumu'nun geçmişine götürmek, sanat dünyasına katkıda bulunmak amacı ile "Fotoğraflarla Folklor Kurumu Tarihi" albümü hazırladım. İzlemeniz için "Belgesel Fotoğraflar" menüsüne girip, "Folklor Kurumu Belgeseli" alt menüsünde izleyebilirsiniz.
Sevgilerimle ....
|