BAŞ YAZI

10 Ekim 2007

2007 YAZ DÖNEMİNDE

EGE’DEN MÜZİK ANILARI

CELAL YILMAZ

 

 

           Bu yaz biraz  Ege’de dolaşayım dedim. Değişik ilçelerde konaklayarak o yerin faaliyet ve etkinliklerini araştırdığımda gördüğüm manzara çok güzeldi. Hangi yerde kaldıysam, orada yaşayan halkın, türkülerle yaşadığını gördüm. Derler ya müzik evrenseldir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, her insan kendi toplumundan aldığı kültürün etkisiyle duygularını anlatıyor. Halk müziği dediğimiz müzik, işte bu değil midir?

          Ben halk müziğini her zaman şöyle tanımlarım;

 “Halk müziği, halkın yani toplumun müzikal kimliğidir.”

 Yoksa bazılarının “müzik evrenseldir” diyerek kendi müziğimizi bozması değildir. Ayrıca bir evrensel müzik vardır. Onu bu işe karıştırmayalım. O başka bir güzellik.

 

 Yurdumuzda yapılan halk müziği çalışmalarının kaynağı ve yönlendiricisi TRT kaynaklarıdır. Bu yüzden TRT nin yaptığı çalışmalar ve araştırmalar çok çok önemlidir. Hükümetler TRT yi bir firma gibi görmemelidirler. Şayet TRT satılırsa,o zaman bizim kültürümüze en ağır darbe vurulmuş olur. Türkiye kültürünü yok etmek isteyenler, ilk önce TRT yi satmaları lazımdır. TRT nin satılıp satılmaması başka bir olay, TRT nin kötü veya iyi yönetilmesi başka bir olay. Şayet TRT satılmaya kalkılırsa, siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun hiç önemli değil, herkesin karşı çıkması gerekir.

    Ege Bölgesinde bir beldeye gidersiniz. Her belde de nasıl ki bir belediye bulunuyorsa, her belde de bir musiki derneği bulunmakta. Altınoluk Musiki Derneği’nin başkanı ile İstanbul’da bir vesile ile tanışmıştım. Orada ziyaretine gittiğimde, yaz tatilinde

her Pazar günü halka açık dinletiler yaptıklarını söyledi ve çalışma yapılan yere gittim. Emekli Müzik öğretmenlerinden Türkay Kandemir yönetiminde yapılan dinletiler görülmeye değerdi.   

          Akçay’da kaldığım dönemde Akçay Musiki Derneği’nin halka açık yaz dönemi her Çarşamba yaptıkları etkinlikleri izledim. Katılanların müziği söylerken gösterdikleri duygusallık ve güzellikler  izlenmeye değerdi.

           Dikili’de ise kaymakamlık himayesinde kurulan Şinasi Özkan yönetimindeki Türk Halk Müziği Korosu’nun çalışmaları ise bir başka güzellikti. Müziğin halka inmesi için çalışan tüm çalışanlara başarılar.

 

           Benim için en ilginç olay TRT İzmir’de oldu. Radyoevine gittiğimde bazı sanatçı arkadaşlara uğradım ve görüştüm.  Sonradan değerli hocam merhum Ali Ekber Çiçek’in tanıştırdığı ve sık sık hocamla beraber olan bir kişi olan değerli halk müziği sanatçısı Bahattin Turan’a da sürpriz olsun diye uğradım. Sağ olsun büyük ilgi gösterdi. Tanımadığım diğer bazı sanatçılarla da tanıştırdı. Sonradan ayrılırken Bahattin Turan; “ Hocam sanat dünyasındaki önemli fotoğrafları siz çekiyorsunuz, bu Cuma günü saat 11.00 de çalışmamız var bizi de çekmenizi arzu ediyorum” dedi. Bende kıramadım ve Cuma günü fotoğraf makinesini aldım bir iki kare görüntüleyip kendilerine gönderirim dedim. Ben de o günü 45 dakika

önce radyoya geldim, içeri gireceğim görevliye çantamı gösterdim. Bana fotoğraf makinesi ile girmek yasakdedi. Bende “buradaki sanatçılar istedi diye getirdim” dedim. Hayır giremezsin dediler. Sanatçılara baktım onlarda henüz gelmemişlerdi. Makineyi bırakmamı istedi. Bende “fotoğraf çekmeyeceğim, sanatçılar gelene kadar salonda oturayım”  dedim. Kapı görevlisi bırakmadı. Fotoğraf makinesini kendilerine vermemi istedi. Bende vermedim. Bağırıp çağırmaya başladı. Baktım ki burada yapılan hareketler çok saygısızca. Sonra sanatçılar radyoya geldiler, benden özür dileyip yöneticilerden izin alıyorlardı ki bu seferde ben istemedim ve çekmedim. Bundan sonra yabancı

yerde fotoğraf çektirtmek isteyenler, bana önce izin

belgesi ile fotoğraf çekmemi istemelidirler. Buda bana bir ders. Kapı görevlisi böyle terbiyesizce hareket edene kadar “ beyefendi bizler sizi tanımıyoruz, yetkililerin izni ile fotoğraf çekebilirsiniz? Diyebilirdi. Zaten fotoğraf çekmek için yetkililerden izin alınmak zorunda. Bunu bilmeyen yok. Fotoğrafı isteyende onlardı. Yapılacak çekimde izinli olacaktı. İnsan ilişkilerinden yoksun bir kişi bu hareketi yapmasaydı hem daha iyi olurdu, hem de İzmir radyo ve televizyonunu dinleyince o saygısız ve terbiyesiz görevliyi hatırlamamış olurdum. TRT çok kaliteli insanların olduğu yer olduğu kadar demek ki böylelerinin de olduğu bir kurum.

 

 

            İzmir’den sonra Kuşadası ve Balıkesir’de konakladım ve geriye baktığımda yaz döneminin bittiğini gördüm ve kendimi İstanbul’da buldum.

             Sevgiyle kalın …..